Efsaneler

Efsaneler

YÖREDE ANLATILAN BAŞLICA SÖYLENCELER
(EFSANELER
)
Söylenceler yörenin doğal koşulanndan ve yaşama biçimlerinden kaynaklanır. Genellikle de dini nitelikler taşırlar. Başlıca anlatılan efsaneler Munzur Baba, Efsanesi, Süpürgeç Baba Efsanesi, Süpürgeç Dağ' ile Karadağ Efsanesi, Düzgün Baba Efsanesidir.


AGUCAN SÖYLENCESI

AĞUÇAN SÖYLENCESİ :(Karadonlu Can Baba) :Rivayete göre Ağuçan (zehir içen) Hacı Bektaş-ı Veli ile beraber Horasan'dan gelmiş ve Tunceli
yöresine yerleşmiştir. 0 dönemde Diyarbakır'a hakim olan bir Bey, Ağuçan'ı tutuklamış daha sonra kendisine zehir içirmiş. Rivayete göre Ağuçan içtiği zehiri bal halinde parmağından bir tabağa akıtmış ve bu balı yedirdiği yaşlı bir adam genç yaştaki insan haline gelmiş. Bu mucize karşısında yöre Bey'i kendisini serbest bırakarak şimdiki Türbesinin bulunduğu Hozat'ın Karabakır (Bargini) Köyüne göndermiş. Bu köyde halen iki odalı bir türbe ve içinde üç tane mezar bulunmaktadır. Yöre halkınca ziyaret edilmektedir.


BAGIN KALESI SÖYLENCESI

BAĞIN KALESİ SÖYLENCESİ : Yöre halkından edinilen bilgiye göre Mazgirt ilçesi Dedebağ köyü'nde bulunan Bağın Kalesi'nde Selçuklu'lar döneminde Alaaddin Keykubad, yörede yaşayan ve ermiş bir zat olarak tanınan Haci Kureyş'ten bir takım mucizeler bekler. Kureyş'in gösterdiği mucizelere inanmayarak Kureyş'i kızgın bir firına atmaya karar verir. Kureyş bu teklifi kabul eder ve yanında bir şahsı alarak firına girer. Rivayete göre üç gün firında kalır. Fırının kapısı açıldığında Kureyş'in sakalının buz tuttuğu yanında bulunan şahsında her tarafının külden bembeyaz olduğu ve ikisininde sağ olduğu görülür. Yanındaki şahsa o günden sonra Derviş Gevr (Boz Derviş) ismi verilir. Bu mucizeler karşısında Alaaddin tarafindan ikisi de serbest bırakılır ve kendilerine saygı duyulur.


DÜZGÜN BABA SÖYLENCESI

DÜZGÜN BABA SÖYLENCESİ :Söylentilere göre Nazımiye'nin Kıl Köyü ve Kalman Köyü çevresinde Düzgün adlı bir zat yaşarmış. Kureyş'in oğlu olan bu zat kış mevsiminde şimdiki Düzgün Baba olarak anılan dağa keçilerini otlatmaya götürürmüş. Soğuk kış günlerinde dağa meşe tomurcuğu yemeye götürülen hayvanlar yaz günündeymiş gibi hep karınları tok olarak dönerlermiş. Evde de verilen otlan ve yiyecekleri yemezlermiş. Bu durumu Düzgün'ün babası merak eder ve oğlunu takip eder. Düzgün elindeki sopayla meşelere vurur ve sopanın değdiği dal yeşerirmiş. Hayvanlarda bu yeşeren dalları yerlermiş. Bir ara hayvanlar ürker ve Düzgün babasının kendisini izlediğini farketmediği için ürken hayvanlara ne oldu, Kureso Kur´u mu gördünüz (kur yaşlı anlamına gelir) der. Babasını kendisini takip ettiğini fark eder. Düzgün, dağa doğru kaçmış ve Düzgün Baba denilen dağda kaybolmuş.
Bu dağ o günden bu yana kutsal olarak bilinir. Burası ziyaret olarak geniş bir kitle tarafından ziyaret edilmektedir. Adaklar adanır, kurbanlar kesilir.
Düzgün Baba Efsanesi yörede halen hakim olan babaya saygının eskiden beri var olan bir geleneğin ifadesidir. Düzgün, babasına karşı mucize yaratmak istemediğinden ve utancından kaçmıştır.



GELIN SELALESI SÖYLENCESI

ELİN ŞELALESİ SÖYLENCESİ :Nazımiye ilçesinin Dereova Bucağı 'nda geçen bir söylencedir. Köye yeni gelen gelin elinde bakracıyla koyun ve keçilerini sağmaya gider. Sütü sağar ama, son keçiyi sağarken keçi bakraca bir tekme vurur ve süt dökülür. Gelin bu duruma çok üzülür. Çevresi tarafindan beceriksiz bir gelin olarak tanınacağı ve kaynanasından azar işiteceği korkusuyla eve dönemez. Gelini merak eden kaynana sütün sağıldığı yere giderek gelini çağırır. Ama kimse yanıt vermez. Gelin de korkusundan bakraca su doldurup evin bir köşesine bırakır. Yüzünün ak çıkması içinde Tanrı'ya dua eder. Kaynanası sütü almak için bakraca yöneldiğinde su dolu kova bembeyaz süt kesilmiştir. Şelale o zamandan beri daha da çoşmuş ve gür bir şekilde akar.
Bu söylence insan onurunun önemini vurgulaması açısından ilginçtir. Tanrı'nın, gelinin onurunun kırılmaması için suyu süt yaptığına inanılır.


MUNZUR SÖYLENCESI

MUNZUR SÖYLENCESİ:Bu efsane Tunceli'nin hemen yanıbaşından geçen Munzur Nehrinin kaynağına aittir.
Bir zamanlar Ovacık ilçesinin Ziyaret köyünde zengin mi zengin bir ağa yaşarmış. Bu ağanın çok güvendiği Munzur adlı bir çobanı varmış.
Günün birinde ağa hacca gitmiş.Hanımı evde helva pişirirken çoban gelmiş "ağama helva götüreceğim "demiş ve bir tabak helva istemiş. Kadın bunun mümkün olamıyacağ'nı bildiği için "çobanın canı herhalde helva istedi. Bir tabak vereyim de zavallı yesin" demiş. Çobanın tabağına helvayı doldurmuş.
O anda ağa hacda namaz kılmakta iken yanıbaşında çobanı görmüş. Çoban "hanımın sana helva gönderdi" demiş ve bir anda kaybolmuş. Ağan'n hacdan döneceği haberi köye gelince herkez ağasını karşılamaya gitmiş. Munzur adlı çoban da taze sağdığı sûtten bir bakraç alıp ağasını karşılamaya gitmiş.
Halk elini öpmek için ağaya yöneldiğinde ağa "içimizde eli öpülecek biri varsa o da Munzur'dur " demiş ve çobana yönelmiş. 0 da kaçmış, şimdiki Munzur Nehri'nin çıktığı bölgeye gelince ayağı bir taşa takılmış ve yıkılmış, elindeki süt dökülmüş. Böylece sütün döküldüğü yerden beyaz köpüklü bir su fışkırmış ve bu su Munzur Nehri'nin ilk kaynağını teşkil etmiş.
O olaydan sonra Munzur Nehri hep beyaz köpüklü akar. Bu su yöre halkı tarafından kutsal olarak bilinir ve kesinlikle kirletilmez.


PÜLÜMÜR'DE BEYAZ IHTIYAR

PÜLÜMÜR'DE BEYAZ İHTİYAR (Kalo Sıpe) SÖYLENCESİ
Söylence çarekan aşiretine aittir. Aşiret reisi şah Hüseyin Bey eşyalarını benekli bir öküze yüklemiş ailece doğudan batıya doğru yola çıkmış. Bir gece rüyasında ak sakallı bir ihtiyar görünmüş. "öküzün nerede istirahat için yatarsa orayı kendine yurt edin " diye nasihat etmiş.
Günlerce yolculuktan sonra öküz, Ağa Şenliği denilen bölgeye gelmiş ve yatmış. Şah Hüseyin Bey de orayı kendine yurt edinmiş. Barınmak için ev yapmaya başlamış. Ak sakallı htiyar yine görünmüş. Elindeki büyükçe bir direği evin orta yerine dayayarak kaybolmuş. Söylenceye göre bu adam Hızır'mış. Direğe Kalo Sipe adı verilmiştir.Yıllar sonra ev yanmış ama sakallı ihtiyarın getirdiği direk hiç yanmamış. Yöre halkınca burası kutsal olarak bilinir ve ziyaret edilir.


SAGMAN KALESI SÖYLENCESI

SAĞMAN KALESİ SÖYLENCESİ :Evliya Çelebi kaleye ait efsaneyi şöyle anlatır : Diyarbakır Bey'i burada keklik avlarken bir kayadan "Sağma" diye şiddetli bir ses duyar. Bu olay karşısında korkan Bey kayanın üzerinde kurban kesmiş. Bunun üzerine kaya ortadan yarılmış. Birgün bir gece buradan altınlar akmış. Diyarbakır beyi bu altınlarla burada bir kale yapmış ve adını da Sağman Kalesi koymuş.
Tunceli yöresinde efsaneler genellikle dini bir yapıya sahiptir. Bu nedenle yöre halkı tarafından ziyaret olarak kabul edilir ve çeşitli zamanlarda buraları ziyaret eder.
Tunceli'de ziyaretler oldukça yaygındır. Hemen hemen her köyde, her dağda bir ziyaret bulmak mümkündür. Söylencelerin (Efsanelerin ) ana kaynağını bu ziyaretler oluşturur.


YILAN DAGI SÖYLENCESI

YILAN DAĞI SÖYLENCESİ :Rivayete göre Hozat, Ovacık, ve Çemişgezek sınırında bulunan Yılan Dağı'nda zamanla yöre halkınn korkulu rüyası olan bir ejderha (Büyük Yılan) varmış. Bir gelin çocuğu ile beraber bu dağdan geçerek ansızın bu ejderha ile karşılaşmış ve çok korkan kadın dua ederek "Tanrım beni taş eyle bu yılan beni ve çocuğumu yemesin" der. Kendisi ve yılan taş kesilir o günden sonra bu dağa yılan Dağı adı verilir.


SÜPÜRGEC BABA SÖYLENCESI

SÜPÜRGEÇ BABA SÖYLENCESİ :Bu söylence dini bir nitelik taşır. Süpürgeç Baba Horasan'dan gelmiş bir Türkmen'dir. Sabahtan akşama kadar sokakları temizler ve ekmek kırıntılarını toplayıp dağdaki hayvanları beslermiş. Bu yüzdende sokaklar da ne bir çöpe ne de bir ekmek kırıntıs'na rastlanmazmış. Süpürgeç Dağı adı verilmiş ve bu dağ dostluğun simgesi olmuştur.
Süpürgeç Dağı ile Karadağ Söylencesi :Söylentilere göre Pertek'te bulunan bu iki dağ aynı kıza sevdalı iki delikanlıymış. Aralarında büyük bir çekişme varmış. Aradan yıllar geçer ama hiç birisi ne birbirlerini yenebilirler ne de sevdikleri kızla evlenebilirler. Yaşlanıp giderler. Önce sevdikleri kız daha sonra da kendileri ölür. Ancak aralarındaki çekişme devam eder. Her ikisi de birer Uludağ olup birbirlerine top atmaya başlarlar. Süpürgeçin attığı topla Karadağ'ın yüzü kara olur. Karadağ'ın attığı toplada Süpürgeç Dağıının tepesi uçar. Bu nedenle de Süpürgeç Dağı'nın tepesi düz, Karadağın ise yüzü kara olur


YÜRÜYEN DUVAR SÖYLENCESI

YÜRÜYEN DUVAR SÖYLENCESİ :Bu efsane Mazgirt İlçesi'nin Darıkent Bucağı'nda geçer. Kureyş Baba adında ermiş birisi bileğine doladığı yılanı kamçı yaparak bir ayıya binmiş köye doğru geliyormuş. Bu sırada duvar örmekte olan Baba Mansur kendisininde bir keramet göstermesi gerektiğine inamış ve oda yaptığı duvara binerek yürütmüştür. Kureyş Baba Mansur'un bu mucizesine hayran kalmış ve ona " Siz cansız duvara can verdiniz" diyerk Baba Mansur'un elini öpmüştür. 0 günden sonrada Kureyş sülalesinden olanlar Mansur sülalesinden olanlara hürmet etmişlerdir ve taliplik yapmışlardır.

Tunceli Her Yönüyle 2. Bölüm


Copyright © . www.nazimiye.com - Tüm Haklari Saklidir.


(C) 2005 - Tüm Haklari Saklidir

Bu Sayfayi Yazdir